Yapay zekâ teknolojisinin hayatın hemen her alanına hızla entegre olmasıyla birlikte deepfake olarak adlandırılan sahte ses, görüntü ve video üretim teknikleri hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler bakımından ciddi, çok boyutlu ve sistematik hukuki riskler doğurmaktadır. Özellikle kişilik haklarının ihlali sonucu ortaya çıkan maddi ve manevi zararlar, kurumsal ve ticari itibar kayıpları, dolandırıcılık vakaları, kamuoyu ve toplumsal manipülasyonlar, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kullanılması, fikrî mülkiyet haklarının ihlali, hukuki delil manipülasyonu vb. durumlar yapay zekâ teknolojilerinin doğurduğu başlıca hukuki tehditler arasında yer almaktadır.
Yapay zekâ teknolojisinin delil manipülasyonu bakımından ortaya çıkardığı hukuki tehditleri yakından incelemek gerekirse de özellikle yargılamanın maddi gerçeğe ulaşma amacını doğrudan zedeleyen senaryolarla karşılaşılmaktadır. Nitekim bir boşanma davasında taraflardan biri diğerinin rızası olmadan yapay zekâ ile üretilmiş bir video kaydını mahkemeye delil olarak sunabilmektedir. Videodaki eş hiç yapmadığı bir davranışı gerçekleştirmiş gibi gösterilebilmektedir. Örneğin; evdeki maddi eşyaları zarar vermek, yasa dışı bir işlem yapmak ya da başka kişilerle sözde uygunsuz görüşmelerde bulunmak gibi sahneler oluşturulabilir. Benzer şekilde başkaca bir senaryoda ise bir personelin sesi taklit edilerek kendisinin hiçbir şekilde onay vermediği sözleşmeyi kabul etmiş gibi gösteren salt yapay zekâ ürünü olan ses kayıtları delil olarak dosyaya sunulabilmektedir. Bu tür içerikler teknik inceleme yapılmaksızın değerlendirildiğinde ne yazık ki hâkim ve bilirkişiler üzerinde yanıltıcı bir etki yaratabilmekte ve hatta davanın seyrini doğrudan etkileyebilecek etkin bir delil niteliği kazanabilmektedir. İşbu noktada izlenmesi gereken yol ise klasik delil değerlendirme reflekslerinin ötesine geçmeyi zorunlu kılmaktadır. Yani yapay zekâ kaynaklı delil manipülasyonu iddiasının bulunduğu yargılamalarda yalnızca delilin içeriği değil; elde edilme ve üretilme yöntemi, teknik izleri, doğrulanabilirliği ile muhafaza zincirinin de hukuken denetlenmesi gerekmektedir. Kısacası işbu konuda adli mercilerin teknik duyarlılık ve farkındalıklarının artırılmasının da yanı sıra bilirkişilik müessesesinin yapay zekâ temelli deliller bakımından yeniden yapılandırılması ve dijital deliller yönünden bağlayıcı doğrulama standartlarının tesis edilmesi hukuki bir zorunluluk hâline getirmiştir.
Peki, bireysel korunma ve yapay zekâ kaynaklı delil manipülasyonu gibi durumlarla karşılaşmamak adınane yapılmalıdır? Öncelikle şüpheli nitelik taşıyan bir video veyahut ses kaydının gerçekliğinin teknik yöntemlerle doğrulanması amacıyla deepfake tespit araçları, canlılık testleri, dijital imza doğrulamaları ve metadata analizleri gibi teknik inceleme yöntemlerine başvurulması önem arz etmektedir. Kişisel güvenliğin sağlanabilmesi bakımından da bireylerin ses ve görüntü kayıtlarını paylaşırken azami özen göstermeleri gerekmektedir. Zira sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden paylaşılan yüksek çözünürlüklü ses ve görüntü kayıtları yapay zekâ sistemleri tarafından manipülasyona açık ham veri niteliği taşımaktadır. Haricen yapay zekâ tabanlı otomatik veri toplama faaliyetlerine imkân tanıyan uygulama ve platform ayarlarının da kapatılmasını tavsiye etmekteyiz. Öte yandan söz konusu riskler yalnızca bireysel kullanıcılarla sınırlı kalmamaktadır. Şirketler ve kurumlar açısından da ciddi hukuki ve ticari sonuçlar doğurabilmektedir. Mezkur çerçevede tüzel kişiliklerin etik yapay zekâ kullanımı ve veri paylaşımına ilişkin açık, bağlayıcı ve denetlenebilir protokoller tesis etmesi de artık hukuki bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Netice itibariyle yapay zekâ çağında delil güvenliğinin sağlanabilmesi saikiyle birtakım tedbirler ışığında hareket edilmesi, bireyler, tüzel kişiler ve yargı organları arasında bütüncül, sistematik ve normatif bir yaklaşımın kararlılıkla benimsenmesi gerekmektedir. Aksi hâlde yapay zekâ teknolojileri hukukun hizmetinde bir araç olma niteliğini yitirerek hukuki belirsizlik ve yargıya duyulan güvenin aşınmasına yol açan bir risk unsuruna dönüşecektir.
www.kriptohukukcu.com Kurucu Avukatı
Av. Betül AKÇA



