Kripto Varlıklarda Hukuki Güvenin Kodla Sağlanması!

            Bitcoin her ne kadar bir yatırım aracı veyahut dijital altın söylemi çerçevesinde ele alınmaktaysa da mezkur protokolün barındırdığı hukuki ve teknik imkânlar uygulamada ne yazık ki gerektiği gibi değerlendirilememektedir. Oysa bitcoin protokolü klasik sözleşme ilişkilerinin ötesine geçen ve ihlâli teknik olarak imkânsız kılan bazı yapısal mekanizmalar içermektedir. Bu mekanizmalardan biri de Timelock yani zaman kilidi uygulamasıdır. TimeLock, bir bitcoin işleminin belirli bir tarih veyahut belirli bir blok yüksekliğine ulaşılmadan önce harcanmasını engelleyen protokol kuralından ibarettir. Mezkur kural ise taraf iradesine dayalı bir yükümlülükten ziyade doğrudan yazılım kodu ile tesis edilen zorunlu bir sınırlama niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla Timelock sözleşmeye aykırılığın sonradan yaptırıma bağlandığı klasik hukuk anlayışından farklı olarak ihlâli daha baştan engelleyen bir güvenlik mekanizması sunmaktadır. Nasıl mı? Bildiğiniz üzere klasik borçlar hukukunda vade borcun ifa edilebilir hâle geldiği anı ifade etmektedir. Vade öncesi borcun ifası mümkündür; ancak vade ihlâli hâlinde temerrüt, tazminat ve icra süreçleri gündeme gelmektedir. Timelock mekanizmasında ise vade teknik olarak zorlayıcı bir niteliktedir. Yani vade dolmadan işlem yapılabilmesi mümkün olmadığından ötürü temerrüt ve ihlâl kavramları kendiliğinden işlevsiz hâle gelmektedir. Salt işbu yönüyle Timelock mekanizması, hukukun ihlâlin gerçekleşmesinden sonra devreye giren yaptırımcı yaklaşımını aşarak ihlâli baştan imkânsız kılan önleyici ve otomatik bir yükümlülük rejimi tesis etmektedir. Yani güven ilişkisi tarafların beyanlarına veyahut yargısal denetiminden ziyade değiştirilemez matematiksel kurallara dayanmaktadır. Uygulamada Timelock belirli bir süre boyunca harcanmaması gereken fonların güvence altına alınması ve şartlı ödeme mekanizmalarının oluşturulması amacıyla kullanılabilmektedir. Örneğin; bir yatırım sözleşmesi kapsamında toplanan fonlar proje süresi tamamlanmadan harcanmamak üzere Timelock ile kilitlenebilmekte ve proje yürütücüsünün tek taraflı iradesiyle vade öncesi tasarrufu mümkün olmamaktadır. Benzer şekilde borç veyahut teminat ilişkilerinde de taraflardan birinin kötü niyetli davranması, anlaşmadan dönmesi ya da fiilen ortadan kaybolması hâlinde dahi protokol değişmemekte ve vade dolmadan fonların transferine kesin olarak izin verilmemektedir.

            Ceza hukuku ve delil hukuku perspektifinden değerlendirdiğimizde ise Timelock içeren işlemler yüksek derecede ispat gücüne sahip teknik veriler sunmaktadır. Zira blokzincir üzerinde kayda alınan işbu işlemlerin değiştirilemez nitelikteki zaman damgalarıyla sabitlenmiş olması ve geri alınamaz şekilde muhafaza edilmesi hali dolandırıcılık, haksız kazanç ve fon kaçırma vs. iddialarında bir nevi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını kolaylaştıran objektif bir veri seti oluşturmaktadır. Bu nedenledir ki Timelock kayıtları cezai soruşturma ve kovuşturma safhalarında objektif olarak doğrulanabilen, değiştirilmeye elverişsiz ve yüksek güvenilirliğe sahip teknik bir delil mahiyet taşımaktadır. Bunlara karşın Timelock mekanizmasının sahip olduğu işbu nitelikler ne yazık ki kamuoyunda ve hukuk uygulamasında yeterince tartışma konusu edilmemekte ve hak ettiği ölçüde değerlendirilememektedir. Bunun temel nedeni kripto varlıkların çoğunlukla piyasa değeri ve fiyat hareketleri üzerinden değerlendirilmesi olduğunu düşünmekteyiz. Oysa Timelock kripto varlıkların hukuki altyapı kurma potansiyelini ortaya koyan en temel araçlardan biridir.

            Mezkûr tespitler çerçevesinde bitcoin salt bir değişim aracı veyahut spekülatif bir yatırım unsuru olarak değerlendirilmemelidir. Bitcoin protokolünde yer alan Timelock mekanizması; hukuki ilişkiler bakımından ihlâli önleyici, otomatik ve merkeziyetsiz bir yapı ortaya koymaktadır. İşbu mekanizma ise yükümlülüğün ihlâlinin teknik olarak imkânsız hâle getirmesi, işlemlerin geri alınamaz ve değiştirilemez zaman damgalarıyla blokzincir üzerinde kayıt altına alması ve edimin taraf iradesinden bağımsız bir biçimde otomatik olarak icra edilmesi vb. şeklindeki nesnel teknik olgulara dayanarak klasik hukuk sistemlerinin ihlâl gerçekleştikten sonra devreye giren yaptırımcı müdahale anlayışını aşan yeni bir yükümlülük rejimini gündeme getirmektedir.

Bu çerçevede bitcoinin asıl yenilikçi niteliği de görüldüğü üzere; fiyat hareketlerinden ziyade hukuksal güvenin yargısal müdahaleye ihtiyaç duymaksızın kod aracılığıyla tesis edebilme kapasitesinde yatmaktadır.         

 www.kriptohukukcu.com Kurucu Avukatı

                        Av. Betül AKÇA

En Çok Okunanlar

İletişime Geçin