Bir CEO’nun ağzından yapılan bir açıklamayı izliyorsunuz. Yüzü tanıdık, sesi birebir aynı, verdiği mesaj da son derece net “Asla bu fırsatı kaçırmayın” diyor. Ancak ortada küçük bir sorun var ki o da ne yazık ki CEO bu sözleri hiç söylemedi. Yapay zekâ adeta hukukun uzun yıllar boyunca güven duyduğu görsel ve işitsel gerçeklik kavramını günümüzde kökten değiştirmektedir Zira derin öğrenme algoritmalarıyla üretilen deepfake içerikler, bir kişiyi hiç söylemediği sözleri söylettiği gibi hiç yapmadığı eylemleri gerçekleştirirken gösterebilmektedir. Kripto varlık ekosisteminde ise deepfake CEO videoları ve en sık ön satış, seminer ve lansman duyuruları üzerinden karşımıza çıkmaktadır. Özellikle de henüz piyasaya sürülmemiş bir token için hazırlanan işbu sahte videolarda tanınmış bir kripto şirketinin CEO’su ya da global ölçekte bilinen bir yönetici sözde erken yatırım fırsatından bahsetmektedir. Videoda çoğu zaman yalnızca sınırlı sayıda yatırımcıya açık olduğunu belirtir QR kod, ön satış bittikten sonra fiyatın katlanacağı ya da resmî lansman öncesi son çağrı gibi linkler kullanılarak yatırımcılar bilinçli bir biçimde aceleye sürüklenmektedirler. Yatırımcılar izlediği içeriğin gerçekliğini daha sorgulamaya fırsat bulamadan kendisine verilen cüzdan adresine kripto transferleri ne yazık ki gerçekleştirmektedirler. Sadece birkaç saat içerisinde güven duyduğu hem video hem de ilgili internet sitesi bir anda ortadan kayboluverir.
Deepfake CEO videoları eşliğinde QR kod veyahut bağlantılar üzerinden yatırımcıların yönlendirilmesi suretiyle gerçekleştirilen işbu tür eylemler Türk Ceza Hukuku bakımından bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılıksuçunu oluşturmaktadır. Ki burada fail yapay zekâ destekli sahte içerikler aracılığıyla mağdurun algısını manipüle etmekte, oluşturulan yapay aciliyet ve otorite algısı sayesinde mağdurun iradesi sakatlanarak haksız menfaat temin edilmektedir. “Ön satış bitiyor”, “resmî lansman öncesi son çağrı” gibi ifadelerle acele ettirme suçun planlı ve sistematik bir şekilde işlendiğini göstermektedir. Öte yandan benzer eylemler salt dolandırıcılık suçu ile sınırlı kalmamaktadır. Deepfake içeriklerde kullanılan görüntü ve sesler bakımından kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi (KVKK m.12 ve TCK m.136) gündeme gelebileceği gibi elde edilen kripto varlıkların farklı cüzdanlar üzerinden aktarılması hâlinde suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun da oluşması mümkündür. Özellikle birden fazla cüzdan kullanılarak izlerin silinmeye çalışılması hali mezkur suç tiplerine ilişkin kuvvetli emareler doğurmaktadır. Delil hukuku açısından değerlendirildiğinde ise deepfake destekli kripto dolandırıcılıklarında klasik ispat araçları yetersiz kalabilmektedir. Sahte videonun kendisi tek başına yeterli delil niteliği taşımamaktadır. Video ve ses kayıtlarının meta verileri, sosyal medya ve yayın platformlarına ait kayıtlar, IP adresleri, sunucu logları ve blockchain üzerindeki işlem geçmişi…vb birlikte incelenmesi gerekmektedir. İşbu gereklilikler ise ceza yargılamasında teknik uzmanlık gerektiren özel bilirkişilik alanlarının önemini artırmakta olduğu gibi hâkimlerin teknik raporları değerlendirme yükünü takdir edersiniz ki ağırlaştırmaktadır.
Sonuç olarak; Deepfake CEO videoları ve QR kodlu yönlendirmelerle gerçekleştirilen kripto dolandırıcılıkları artık münferit vakalar olmaktan ziyade finansal güven ve hukuki öngörülebilirliği tehdit eden bir yapısal bir risk alanıdır. Bu nedenledir ki hukukun yalnızca zarar oluştuktan sonra devreye giren değil, teknolojik gelişmeleri önceden okuyabilen ve riskleri erken aşamada bertaraf edebilen bir yaklaşım geliştirmesi zorunluluk teşkil etmektedir. Kripto varlıklar ve yapay zekânın kesiştiği bu alanda ise proaktif ve teknik bilgiyle desteklenen bir hukuk anlayışı artık bir tercih değil adeta gereklilik olduğunu görmekteyiz.
www.kriptohukukcu.com Kurucu Avukatı
Av. Betül AKÇA



