Kripto varlık projeleri özellikle ilk arz sürecinde (ICO/IEO/IDO vb.) yatırımcılara yönelik olarak yayımladıkları whitepaper adlı belgeler aracılığıyla projenin amacı, teknolojik alt yapısı, token ekonomisi ve yol haritası hakkında bilgi sunmaktadır. Peki, bu belgelerin hukuki niteliği nedir? Kripto projelerine ilişkin whitepaperlar her ne kadar teknik bir bilgilendirme belgesi niteliğinde hazırlanıyor olsa da hem mahkeme kararları hem de idari düzenleyici otoritelerin değerlendirmeleri çerçevesinde zaman zaman hukuki bağlayıcılık taşıyan beyanlar olarak yorumlanmaktadır. Nitekim İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/404 E. sayılı dosyasında whitepaper belgesi proje sahiplerinin yatırımcılara karşı yükümlülüklerini ortaya koyan bir taahhüt metni olarak kabul edilmiştir. Haricen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından yayımlanan çeşitli rehberlerde whitepaper içerikleri yatırımcılara yönelik bir tür ön bilgilendirme yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmektedir.
Whitepaperların hukuki niteliği ve bağlayıcılığı konusunda görüldüğü üzere ne yazık ki ciddi bir belirsizlik hâkimdir. Mevzuatta açık bir tanım veyahut standart bulunmaması hem proje geliştiricileri hem de yatırımcılar açısından hukuki öngörülebilirliği zayıflatmakta ve de uyuşmazlık durumlarında başvurulacak esasları belirsizleştirmektedir. Bu belirsizlikler ise hem iyi niyetli girişimlerin güven ortamında hareket etmesini zorlaştırmakta hem de kötü niyetli projelerin boşluklardan faydalanarak yatırımcı mağduriyetine yol açmasına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenledir ki düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi, hukuki niteliği ve whitepaperlara ilişkin yükümlülüklerin açıkça tanımlanması artık bir tercih olmaktan ziyade gerçek bir hukuki zorunluluktur. Zira Türkiye’de kripto varlık piyasasının büyüme hızına karşın düzenleyici altyapının henüz yeterince gelişmemiş olması hali yatırımcı haklarının korunmasında ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenledir ki Sermaye Piyasası Kurulu tarafından acilen hazırlanacak bir whitepaper rehberi veyahut kripto varlık arz tebliği yatırımcı güvenliği açısından kritik bir adım olacağını düşünmekteyiz. Söz konusu düzenlemede MiCA Tüzüğünden alınacak örnekle whitepaperların içeriğine ilişkin zorunlu asgari standartlar açıkça tanımlanmalıdır. Proje amacı, token ekonomisi, teknik riskler, yönetim yapısı ve yatırımcıya tanınan hakların şeffaf ve eksiksiz şekilde açıklanması bu kapsamda zorunlu hale getirilmelidir. Haricen whitepaperların önceden bildirilmesi ve yayımlanması sonrası izlenmesine imkân tanıyacak bir denetim ve gözetim mekanizması da kurulmalıdır. Yatırımcının yanıltıcı veyahut eksik bilgiyle hareket etmesini engellemek saikiyle açık ve anlaşılır bir aydınlatma yükümlülüğü ile birlikte belirli bir süre için cayma hakkı tanınması da düzenlenmelidir. Son olarak whitepaperda yer alan beyanların gerçek dışı, aldatıcı veyahut çelişkili olması hâlinde sorumlu kişilere yönelik cezai veyahut idari yaptırımlar net bir şekilde tanımlanmalı, yatırımcıya doğrudan başvuru ve tazmin imkânı sağlanmalıdır. Bu unsurlar ise salt piyasa şeffaflığını artırmakla kalmayacak olup aynı zamanda da Türkiye’nin kripto varlık alanındaki düzenleyici itibarı için de önemli bir yapı taşı olacağını düşünmekteyiz. Kıyasen Avrupa Birliğinde durum ise çok daha net ve düzenlidir. MiCA Tüzüğünün yürürlüğe girmesiyle birlikte whitepaperlar salt teknik bilgilendirme dokümanları olmanın ötesine geçmiş, yatırımcıya karşı hukuki sorumluluk doğuran bağlayıcı belgeler halini almıştır. MiCA kısacası whitepaperın içeriğini, sorumluluk sınırlarını ve ihlal hâlindeki yaptırımları açıkça belirleyerek yatırımcının korunmasına yönelik güçlü bir yasal çerçeve oluşturmuştur.
Sonuç olarak; kripto varlık piyasalarının gelişimiyle birlikte whitepaperların hukuki niteliği ve bağlayıcılığıartık salt teknik bir tartışma konusu olmaktan çıkmış, doğrudan yatırımcı haklarının korunmasıyla bağlantılı kritik bir hukuki mesele haline gelmiştir. Avrupa Birliği, MiCA Tüzüğü ile bu konuda net bir duruş sergileyerek yatırımcının korunmasını esas alan öngörülebilir ve bağlayıcı bir düzenleyici çerçeve oluşturmuştur. Türkiye’de ise henüz işbu yönde açık ve kapsamlı bir düzenleme bulunmaması hali yatırımcı güvenliğini tehdit eden önemli bir boşluk yaratmaktadır. Bu nedenledir ki whitepaperların hukuki niteliğini belirleyen, içerik standartlarını tanımlayan ve ihlaller karşısında yaptırımları netleştiren bir mevzuat altyapısının ivedilikle oluşturulması gerekmektedir. SPK öncülüğünde hazırlanacak olan bir whitepaper rehberi veyahut kripto varlık arz tebliği tekraren belirtmeliyiz ki salt yatırımcı mağduriyetlerini önlemekle kalmayacak aynı zamanda da iyi niyetli projelerin güvenle faaliyet gösterebilmesine olanak tanıyacak ve Türkiye’nin kripto varlık ekosisteminde düzenleyici bir merkez olma potansiyelini de güçlendirecektir.
www.kriptohukukcu.com Kurucu Avukatı
Av. Betül AKÇA